24 Aralık 2016 Cumartesi

Lucky Stars

lucky stars ile ilgili görsel sonucu

Yeni insanlar tanımak güzel şey. Yeni karakterler.. Bazı insanlar iyi ki varlar.Olması gerekenleri yanımızda aradığımızda beklenmedik şekilde yanımızda belirenler, kafamızı çevirdiğimizde bir paket çikolata bulduğumuz, en sevdiğimiz şarkının playlistte haddinden fazla çaldığı , tüm maneviyatın bizim modumuzun düzelmesi için seferber olduğu o anlar.. Hani gülümsemelerle dolu o mutluluk çemberinden insanın hiç çıkası gelmiyor. Ben çalıştığım yerde modu düşen arkadaşlarıma ''enerji veriyim dur '' diyerek sarıldığımı hatırlıyorum da. Enerji veren gibi görünsem de aslında ben besleniyordum bir nevi. Bazılarınlada göz göze sarılıyoruz. Baktığımızda birbirimize hemen düzeliyoruz, enerji içeceği gibi. İşte böyle insanlar hayattaki yegane şanslardan bazıları. Kalplerinin güzelliği gözlerine yansımış insanlar.

14 Aralık 2016 Çarşamba

Seçimler

Bazı seçimler bazen yaralıyor bazen ise iyi ki dedirttiriyor gerçekten. Hani arkanıza bakmanıza gerek olmaz ya bazen, omzunuzda hissettiğiniz o el yeter. Hani en ''mutlu'' anında yanındadır; sadece mutsuz olduğunda teselli etmek için değil, seni olduğundan çok daha mutlu etmek için. Böyle insanlara canımızı veresimiz gelir.Yaralayan şeyler, yersiz kötü seçimlerde var. Güvenimizi kıran, kalbimizi yerinden çıkartan. En samimi halimizle gittiğimizde bizi iten o eller aslında bizim hiç omzumuzda olmamış.Yüzümüze bakan o gözlerin umrunda olmamışız. Bunlar bizi yaralayan seçimler değildir bu arada. Bize iyi ki dedirten seçimlerdir. Farkına vardığımızda bir şeyleri iyi ki deriz çünkü ve farkına varmak güzeldir. Yapılan kötü seçimlerde bir kağıt kesiği gibidir; bir süre sızlar ve nihayet kaybolur, zamanla orada olduğunu bile göremezsiniz.

14 Kasım 2016 Pazartesi

Bazı şeyler değişmiyor

Bazı şeyler değişmiyor. Ciddiyim genel anlamda. Birine karşı bir şey hissetmekten vazgeçip başkasıyla olmak veya ani kararlarla anı yaşamak, ani kişilerle . Hatalar yapmak, hatalar yapılmasına neden olmak. Yeni dudaklar tanımak, yeni tenlere dokunmak. Değişmeyen şeye gelince, birinden etkilenmek denilen şey kolay veya birini öpmek ,sarılmak. Bazen seni seviyorum bile anlamsız , fazla kimilerine, kolay.. Bu andan itibaren devreye değişmeyenler giriyor. Zamanında çok sevip yine zamanında nefret etmek, zamanla yine sevmeye dönüşebiliyor. Özlem dediğimiz şey kaybettiklerini geri getirebiliyor, o asla gelmez dediklerini. Bir zamanlar hiçbir şeye değişemediklerini, sinirini de sevincini de birlikte yaşadıklarını...Sırada ne var bilmiyorum ama görüyorum ki her şekilde her halimi kabul eden bir gelecek var önümde. Bu gelecek, geçmişi önemsemeyecek kadar güçlü bir duvar gibi duruyor karşımda. Vurduğum yumruklarla, savurduğum yargılarla devrilmeyecek.

9 Kasım 2016 Çarşamba

Boşluk

Hislerinizin yorulmuş hissettirdiği oldu mu? Olur ya, fazla kullanmaktan. Sanki senelik seviyor gibi... yüzyıllık sevmiyor gibi. O his karmaşası insanı öyle bunaltır ki bazen düşünüldüğünde kendimizi bile anlamakta güçlük çekeriz. İnsanlardan kaynaklı bence bu. Hayatımıza soktuğumuz insan sayısı arttıkça çeşitleniriz bizde.Her birinden aldıklarımızla , ben dediğimiz şeyi oluştururuz. Kimi zaman sorgularız kendimizi, kim olduğumuzu. Buna boşluk denir. İçimizde kelebekleri hissetmediğimiz o anlarda hissederiz bu mereti. Noktayı dersime giren hocalardan birinin sözü ile koymak istiyorum. ''Varolan boşlukları kıymetli yapan etrafındaki doluluklar, dolulukları kıymetli yapan etrafındaki boşluklardır. Onları güzel yapan şey aralarındaki dengedir''.

24 Ekim 2016 Pazartesi

Beklenmedik

Bugün garip bir şey yaşadım. Şişhane metroda benim Kanadalı olduğunu tahmin ettiğim mavi gözlü Arap bir arkadaşımız bana yol tarifi sordu ve bundan mütevellit konuşmaya başladık. Biz metroya doğru yürürken baya muhabbet ettik yani. Sonrasında kendimizi bankta metro beklerken bulduk. Arkadaş burada iş dolayısıyla bulunuyormuş dönecekmiş yakında falan filan. Metro geldi biz bindik ve ineceğimiz yere tonla durak var. Tabi yine muhabbet ederken bulduk birbirimizi. Farklı dillerde bu kadar anlaşmak daha doğrusu hiç tanımadığın birinin öylece hayatına girmesi, senden bir şeyler alması, sana bir şeyler vermesi öyle güzel hissettiriyor ki. Sanki en yakınınla görüşmeyeli uzun zaman olmuşta konuşacak şeyler birikmiş gibi. Bana vaktimin olup olamadığını, kahve içip içemeyeceğimizi sordu.Zaten her ne olursa olsun tanımadığım biri ile ne o saatte ne de tek başıma böyle bir işe kalkışırım düşüncesi ile yorgun olduğumu, yetiştirmem gereken projeler olduğunu söyledim. Gayet anlayışlıydı sanki hiçbir şey olmamışcasına konuşmaya devam etti. İnme vakti geldiğinde ise ineceği duraktan iki durak sonra, yani benim durağımda indiğinden , tekrar karşı istikamete geçerek geri döndü. Maceramızda burada sonlandı. Diyeceğim o ki , kısa sürede olsa tanımadığım bir insanla bir şeyler paylaşmak, güncel meseleler ile ilgili tartışmak çok hoşuma gitti.Burada buna da yer vermek,ölümsüzleştirmek istedim. Teşekkürler Abdurrahman:)

Closer

                    Asla yaşlanmayacağız.
                                                                                                              Asla yaşlanmayacağız.
Yaşlanacağım ama içimdeki çocukla. Neşe vardır ya kaybedilmemesi gereken en önemli şeylerden biri. Bunu kaybetmediğimiz sürece hayatın getirdiği kırışıklıklar ve ak saçlarımız ile koltuğumuzda oturup en sevdiğimiz kitabı okurken bitki çayımızı yudumlayabiliriz. Bunu her zaman yapabilirsiniz evet ama o içinizdeki huzuru ve neşeyi hissedemeden ne içtiğiniz çay tatlı gelir ne de o koltuk rahat verir size.


Bazı şeyleri düşünmemek lazım

Çok düşünmeli miyiz?  bir şeyleri yaşamak için. hayallerimizin peşinden koşmak , o hep istediğimiz botu almak. İstediğimiz bölümü okuyamamak, keşkeler, gelecek korkusu. Beynimizi o kadar çok kullanırız ki farkında olmadan , ihtiyacımız olduğunda darmadağın olmuş hissederiz. Farkındalık aslında çoğumuzda olmayan. Farkında olamıyoruz , fark edecek hareketlerde yapmıyoruz açıkçası. Cesaret edebileceğimizi farketsek? güzel olduğumuzu? falanca insanın yapması demek bizimde yapabileceğimiz anlamına gelmesi? bizim neyimiz eksik? zamanı gelince alabileceğimizi o botu? . Hatırlıyorumda ilk işe başladığımda sadece bir hırka için kasada sıra yapmıştım insanları. Sırf ihtiyacım olup olmadığını düşünüyordum. Beni mutlu edip edemeyeceğini veya bana nasıl yakıştığını değil. Oysaki ilk maaşımla alacağım ilk şeydi. Arkadaşım dedi ki '' mutlu musun? al.'' konu müsrüflük değil veya ne deniyorsa. Aldım. Sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın. Yanlış bölümde okumak, bir şeye paranızın yetmemesi  veya öz güven eksikliği. Aşın bunları. Hepsine sahip olacağınız hatta sahip olup da farkına varacağınız milyonlarca şey var bunlar bir yere gitmiyor, giden, akıp geçen.... zaman........