28 Eylül 2021 Salı

New York, you are bringing me down

Merhaba New York,

3 sene oldu sanırım görüşmeyeli. Hiç değişmemişsin, hala yoruyorsun beni. Bunun yanı sıra o kadar heyecan dolusun ki her köşen şaşırtıyor insanı.... 
Havalimanına indiğim ilk andan itibaren Alman bir kızla tanıştım, Kim. Frankfurttan aynı uçağa binmişiz. İlk gelişi olduğunu ve benim de onun ilk arkadaşı olduğumu söyledi. Hemen kaynaştık. İlk günüm biraz alışma süreci ile geçti. Got a new phone and a sim card tho :) Diğer günler genelde sabahtan akşama 35.000 adım atarak ve New York'u tam anlamı ile keşfetmek ile geçti. Kim ile takıldığımız zamanlarda oldu ama çoğunlukla yalnızdım. Tabi bisiklet işinde olan Türkler ile de tanıştım bu süreçte. Biri ile muhteşem bir rooftop'a gittik ve bu sırada kuzeni ile tanıştım. Böyle bir kafa yok! Umarım tekrar vakit geçirme fırsatımız olur her ikisi ile de. Pazar gününden itibaren günlerim CT da geçti. Yarın ise uzun zamandır beklediğim hayatımın ilk günü. Heyecan var mı? Sanırım biraz...... Buraya mümkün olduğunca bir şeyler karalamak istiyorum. Şu an aklımda kalan tüm detaylar zamanla zihnimden silinecek. Seneler sonra ansızın buraya baktığımda beni gülümsetecekler biliyorum.

Life is worth taking risks. 
Never give up.

27.07.2021 Things've changed

 Hello there,

O kadar çok şey oldu ki, nereden başlasam bilmiyorum. Tam bu tarihte Amerika vizemi almış bulunmaktayım. Aslında üzerinden biraz zaman geçti. Hafızamı tazelemem gerekiyor.....
Doğru, Amerikaya gidiyorum. İstifamı vermek üzere ekibim ile görüşme sağlayacağım. Mevcut işimden,evimden,ailemden ve arkadaşlarımdan aldığım radikal karar doğrultusunda ayrılıyorum. Heyecanlı olmam gerekirken aslında bomboşum. Herkesin ''hayatın bu kadar güzelken neden gidiyorsun? '' soruları o kadar çok gelir oldu ki, bunun cevabını bile veremez durumdayım. Bir şeyler için çabalamak, daha tatmin olacağım bir hayat yaşamak üzere bazı fedakarlıklar yaptım.

Stay tuned for the rest.....



22 Haziran 2021 Salı

Çoook Olmuş.

 :ok olmuş be.

 Son yazımın ardından söze yeniden başlamaya cesaret edeli. Tüm bunlar kolay şeyler değil tabi.. e bende hazır değilim. Kötünün iyisindeyiz diyelim. Aşılar olundu. Aile bireyleri güvende. Yasaklar kalkıyor. Maskelerden kurtulamadık ama bazı düşüncelerden kurtulduk bu süreçte. Tabiri caizse sırtımızdaki kamburdan kurtulduk, çabalıyoruz. Yeni umutlar, yeni heyecanlar beraberinde stres dolu, hayal kırıklığı dolu günleride getirdi. Genelde tersini daha sık söylerler.... Terfi almayı beklerken, üzerine hayalleri sıralamışken, bambaşka bakıyorken hayata hiç beklenmedik yollar çıkıverdi. Adı üstünde. Beklenmedik. Asla asla deme lafı bu cümlemin mükemmel bir özeti olurdu. Bu pandemi bana o kadar çok şey öğretti ki, hepsi de basit şeyler. Evren gerçekten bazı insanları hayatından çekiyor ki bir ders öğrenesin. Öyle de oldu. Bu yolda çok fedakarlıklar yapıldı ama hayal kırıklığı öyle ağır bastı ki... Gerçekten çok şey öğrendim. Her zaman kendimi insanları tanıyabilen, süzgeçten geçirebilen biri olarak tanımlardım ama son zamanlarda yaşadığım hayal kırıklıkları bana bunun bazen doğru olmadığını öğretti. Emeğini, senelerini verdiğin kişiler bile, sana tapsalarda canını acıtabiliyorlarmış. Galiba artık üzgün olmayı bırakıp sinirli olma moduna geçtim. Ondan bu vurdumduymazlık. Bu süreç sanılandan kolay geçti tabi öyle bir bezmişlik..... pasiflik ile mücadele sendromu kolay atlatılıyor hahahah. Psikologlara mı gidilmedi, irritabl bağırsak sendromu mu olunmadı, yenmemesi gereken besinler tüketilip narsist girişimlerde mi bulunulmadı, muay thai ile hayali varlıklar mı sevilmedi..... Neler neler,,,  Fazla uzatmaya gerek yok, bazı şeyler BİTTİ. Bazı insanlar BİTTİ. Şöyle bir bakınca diyorum ki İYİ Kİ bitti.

Gelelim diğer gelişmelere. Kariyer,kariyer,kariyer. Nedir bu kariyer herkesin dilinde? En çok para getiren mi, en çok mutluluk getiren mi? yoksa insanların nefesini kesecek bir buluş mu yapmak gerek. Amaç nedir mesela? 


MUTLULUK. 

Kiminle mutluysan onunla olmalısın. (bazen yeni tanıştığın biri senelerini verdiğin birinden daha fazla dokunuyor sana, denendi, tescillendi)
Nerede mutluysan, orada olmalısın. NE yaptığının bir önemi yok. O yüzden neden mimarlık yapmıyorsun laflarını duymak istemiyorum. Terfi işi de yattığına göre brand new bir kariyer planlamasına geçebiliriz öyle değil mi. Neticede mutlu olmaya çalışıyoruz. Hadi bakalım. Update ederim.


ps: Farkında bile değil tabi ama, bazen kendimle mücadele etmem gerektiğini hatırlattığın için teşekkürler b.y.



Caov.

1 Ocak 2021 Cuma

2021- Pandemi free year as we all hopin'

 Ne çabuk geçiyor zaman. Belkide kontrol edemediğimiz yegane şey budur. Zamandır. Ne yazacağımı bile bilmiyorum aslına bakarsan. O kadar çok şey değişti ve değişiyor ki hayatımda bazen yetişemiyorum. Koşuyorum ama nefesim yetmiyor bazen. Her şeye yetişmeye çalışmak, mükemmel olmak ver hayatımın her sanıyesinde çabalamaktan o kadar yoruldum ki.Bugün de yılın ilk günü olarak geleneği sürdürmek adına aslında bir şeyler karalamak istedim. Kısaca, previously on Idils Life......Güzel şeylerden bahsedeceğim olabildiğince söz verdim kendime :) Geçtiğimiz yıl to do listimden birçok maddeyi silsemde benim için çok iyi geçmedi. Duygusal tükenmişlik, ankisiyete ve daha nice problemleri yaşadım ve bunu tek başıma atlatmaya çalıştım. Çok başarılı bir süreç olduğu söylenemez tabiki ama bir şekilde destek ile kontrol altına alabildim diyebilirim.  Dışarıdan mükemmel görünen ailem, ilişkim.... Her şey dışarıdan mükemmel görünüyordu. Bizler de çağımızın gerektirdiklerine göre insanlara hep hayatımızı kanıtlamaya çalışıyorduk. Yani öyleymiş aslında bunu farkettim. Sosyal medyada, normal yaşantımızda hayatlarımızı överek çevremizin gözüne sokmaya çalışmışız. Mükemmelleştirmişiz. Anı, anda yaşamak yerine fotoğraflamaya o kadar meraklıymışız ki yaşamayı unutmuşuz. Saatlerce telefonlarımıza gömülüp dışarıda öğrenilecek ve keşfedecek o kadar çok şey varken, başka hayatları takip eder olmuşuz. Bu yetmezmiş gibi kendimizi o kişilerle,hayatlarla karşılaştırıp sahip olduklarımızı beğenmez olmuşuz. Yıpranmışız, farketmeden yıpratmışız. Kendimize bir kural olarak benimsediğimiz ''yeni olan her şey misafirler içindir'' prensibi var birde. Eski olan şeyleri kendimize layık görürken, her şeyin en cafcaflısını başkalarına saklarız. Kendimizi değersizleştiririz. Buna bir son vererek başladım ben. Ben bu sene büyüdüğümü farkettim ve bunca zaman bu değişimden ne kadar korktuğumu, görmezden geldiğimi farkettim. Seneler geçiyor ve bizler büyüyoruz. Kaç yaşında olursak olalım büyümeye ve değişmeye devam ediyoruz. Seçimlerimizle, görüşlerimizle ve en önemlisi öğrendiklerimizle eski biz olmaktan çıkıyoruz bunu kabul etmek gerek. Aldığımız sorumluluklar, okuduğumuz bir kitap bile bizim gelişimimizin bir parçası haline geliyor ve bu çok güzel. Zevklerimizin değiştiği, vizyonumuzun genişlediği bir değişimden korktmakta ne? Spora başlamak, işe girmek, yeni bir dil öğrenmek, daha çok su içmek, kitap okumak benim to do listimin gerçekleştirdiğim maddeleri ve kendimle gurur duyuyorum. Hayatta bu kadar azimli ve özgüvenli olduğum için, hep daha iyisini istediğim için, istediğimi elde etmek için her türlü fedakarlığı yapacak biri olduğum için ve bazen üzüleceğimi bilsemde ''en doğru'' kararları aldığım için KENDİMLE GURUR DUYUYORUM. Çünkü en doğru karar iyi veya kötü karar değildir, iyi de olsa kötü de olsa senin kararındır. Kendi öz iradenle aldığın, yüzde yüz sana ait bir karar. Bundan birkaç sene öncesine gitsek sanırım bu yazdıklarımın benden çıktığına inanmazdım. Keşkeler veya iyikler bizi biz yapan şeyler. Bu yüzden kendi olumsuz yönlerimin farkında biri olarak, kendini eleştiren ve yer yer törpüleyen..... hayatını başkaları için yaşamayan, kendi kararlarını alabilen özgür bir kadınım ve buna aşığım. Evet bunca psikolojik savaşın yanında bir de pandemi gerçeği var. Bundan birkaç sene sonra çocuklarımıza anlatacağımız trajik bir dönem. gerçekten. Ne olursa olsun sağlık her şeyden önce gelir derlerdi bu kadar ciddiye almazdık. Defalarca karantinaya girdim, aileme sarılamadım bile ve bu yaşanan onca şeyin üstüne gelince ciddi yıkımlara sebep oldu. Kavgalar,hayal kırıklıkları, hayatından çıkanlar, hayatına girenler ve hayatından çıkardıkların. İnsanlar her şeyini anlat istiyor, dök içini ki ''her şey yoluna girecek'' desinler ve rahatlasınlar. Aslına birinin yanında olmanın çok yolu var, ben burdayım demenin. Sen anlat isterler ama tek ihtiyacının bir sarılmak olduğunun farkına varmazlar. Birini tanımak mesela, tanıdığını sanarsın ama hiç tanışmamışsınız oysaki. Yeni tanıştığın birinin seni daha çok anladığını görmek mesela. Güzel anlar paylaşmak birbirinizi anlamak değildir bunu farketmezsiniz. En üzücüsü de budur her yer anıyla doludur ama anılar blur olmuştur hatırlayamazsınız. 2020'den öğrendiğimiz şeyleri sanırım buraya sığdıramayız. Fakat 2021'den beklentilerimize yer verebiliriz. Kendini tanı. Ne istediğini başkalarının etkisi altında kalmadan haykır. Hayır demeyi öğren. Kendine güven, küçümseme karşılaştırma. Saygı, sevgi dolu ol.Merhametli ol. Düşünceli ol,empati yap. Kararlı ol.Daha çok dinle daha çok öğren daha çok paylaş daha çok YAŞA!. Eğer bunları yaparken mutluysan, bir şeyler doğru gidiyor demektir. Başarı için, aşk için belirlenmiş bir zaman yoktur. Biliyorum bu sene fazla beklentilerle geçti ama bekleme, tadını çıkar. 2021 sana mutluluk getirsin. To do listini bu sene de tamamlayacağını biliyorum çünkü ben sana güveniyorum. Bunları yazarken kendinden çok emin ve mutlusun bunu bil. Yeni başlangıçları seversin sen. Her şeyin mükemmel olması için kendini hırpalama, stres yapıp kendine zarar verme. Kimse için kendini sorgulama. Bırak seninle her şeye rağmen yürüyecek kişilerle, anlarla hatırla bu yaşlarını. Kimse için hayallerinden vazgeçme. Kendini sev. Aklında ne varsa yap.Sen eski sen değilsin, şimdi daha güçlüsün. Sana güveniyorum. 


DURRR
Sporu sakın bırakma! 💪
Terfi al ve yurtdışına çık artık ✈ 🗺


Birkaç süslü sözü de bırakıp yatıyorum, malum erken yatıp, erken kalkıyorsun artık ;)

''The universe fights for certain people to each other and takes people away from you so you can learn a lesson. Maybe the universe fights for heart breaks, for missed opportunities  for bad timing. And maybe the universe knows that those moments will show you your strength in ways that hope can't. Maybe it is within the losses that you truly find gratitude for what has stayed. Maybe it's through a darkened journey that we are taught to appreciate the warmth, how to chase the light. So maybe right now, this year, the universe is trying to teach us how to be thankful for everything that didn't work out in our lives.''







19 Temmuz 2020 Pazar

Durgun

Nasıl başlanır bilemiyorum.
Son yazdığımdan bu yana o kadar çok şey oldu ki. Evet işe girdim. Ne gariptir bazen bir şeylerden o kadar emin olursun ki seni asıl bekleyenlerin farkına varmazsın. Bir kapı kapanırken bir diğeri açılır kısacası.... Öyle de oldu. Bir önceki yazımda mülakatımın kötü geçtiğine kendimi o kadar inandırmışım ki, şimdi o şirketin bünyesinde 5 aydır çalışmaktayım. Tabi o yazımdan sonra ikinci evim olan İspanya'ya gittim. İşe girmeden bana en iyi gelen şeyi yapmış oldum, seyahat etmek.... Dolu dolu geçen iki haftadan sonra real life vurdu tabi. Bir de tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi var. Herkesi sarstı doğrusu. Hala etkisi tüm dünya üzerinde devam ediyor. İnsanların psikolojileri bozuldu, işsizlik arttı. Hepimiz hayallerimizi, planlarımızı askıya aldık. Şu an tam bir film sahnesinden fırlamış gibi maskesiz ve dezenfektansız bir yere gidemez olduk. Son yazımı yazarken bana söylenseydi gülerdim.... Gelin görün ki hayat dediğimiz şey süprizlerle dolu. Bundan birkaç sene sonra nasıl bir hayata sahip olacağımızı, kiminle olacağımızı kestiremiyoruz. Yıpranıyoruz, canımız yanıyor. Hep daha kötüsü olabilirdi düşüncesi ile bir nebze rahatlamak istiyoruz. Dayanıyoruz. Bu süreçte işimi eve taşıdığım ve finansal açıdan zor duruma düşmediğim için mutluyum ve şükrediyorum. Öbür yandan özel hayatım pek parlak geçmedi. Dediğim gibi bu süreç üstümüzden dozer gibi geçti ve biz yine yeniden yaralanmadan atlattık. İlişki nedir? kuralları var mıdır? hayatımıza birileri giriyor, o ve ben iken biz oluyoruz ve bundan sonra nasıl devam edilmeli bilmeden doğaçlama geçiyor hayat. Gerçekten kullanma klavuzu olur mu böyle şeylerin? yoksa bu doğaçlama mıdır bizi ''biz'' yapan. Bizim elimizdeki şey herkesin ''anormal'' olarak değerlendirdiği şey, o kişilere kıyasla bize mutluluktan başka bir şey getirmedi. Saygı ve güven ile birlikte sevgimiz kat kat arttı doğrusu. Biri ile birlikteyken o kişiyi de bir birey olarak kabul etmelisin önce. Sonrası kolay. Ne günümüzün şartları, ne gelenek ne görenek...... Hem bu kadar şeyi düşünüp nasıl birini sevebilirsiniz ki? Sizi bilmem ama ben şu zamana kadar bir kere bile kavga etmediğim, ilişkimizi başkalarının düşüncelerinin üstünde tutan, her zaman bir ''yolunu'' bulan bu adamı çok seviyorum. Bazen bazı anlar gelir, ara vermek istersin her şeye. Bir süreliğine kaybolmak. Kaybolmak her zaman bitmek değildir. Bazen bize daha iyi gelir bu kayboluşlar. Tam da bunu yaşadık. Kaybolduk. Tekrar bulduğumuzda birbirimizi, tüm hatalarımızdan arınmıştık. Terapi gibi. Bazılarını zaman iyileştirir, eğer iyileşmek istersen.... Sonuç olarak, her şeye rağmen ben çok şanslıyım. Şükrediyorum. Beni ''her'' halimle kabul eden biri ve anormal bir ilişkim var. Belkide bizizdir... normal olan.....

Better days ahead.....

10 Ocak 2020 Cuma

Merhaba 2020!

Daha dün gibi 2019'a girmek üzere olduğumuz anlar.... Şimdi ise çok faklı bir insan olduğumu hissediyorum. Büyüdüğümü. Artık gerçekten bir yetişkin olarak hayatıma atılmak üzere olduğumu. Şu an Türkiye'nin durumuna bakarsak çok parlak bir gelecek beklemiyor belki bizi bilmiyorum ama bir süre önce her şeyi göze alarak verdiğim bir kararı tekrar gözden geçirdim. Verdiğim karar aslında manevi değerleri kariyerimin üstüne koymamı gerektiren bir karar. Yapacağım kariyer evime döndüğümde sevdiğim adamı görmeyeceğim bir hayat verecekse bunu istemiyorum. Sevdiğim adamı hayalime değişiyorum çünkü onsuz benim için hiçbir şeyin önemi yok. Bunu dışında 2020 ye dair bir takım kararlar aldım. Bilirsiniz, kendimi üzmemek, sıfır stres, her şeyi kafaya takmamak, bol bol su içmek, kitap okumak ,spora başlamak ve ve ve İŞ BULMAK gibi. Sonunda konunun bu kısmına geldik. İş bulmak. Bu zamanda ve Türkiyede. Birçok yere başvurdum ve iki yerden geri dönüş aldım. Birincisi Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı. Neden bu meslek. Çünkü bir süre dinlenmeye ihtiyacım var. Fakat bu iş yeri bana o kadar çok umut verdiki. 1,5 ay içerisinde toplam 3 mülakata katılmama rağmen son bir mülakat için tekrar döneceklerini söylediler ve alınmadım. Çok kalbim kırıldı ama bir şekilde aştım. Sonrasında iki gün öncesinde Gayrimenkul Sektöründen bir şirket bana ulaştı. Asıl bu iş beni çok heyecanlandırmıştı. Üstelik tecrübesiz alıp yetiştiriyorlardı! vaaayyy. En mutlu olduğum nokta bu şirketin beni mülakattan mülakata koşturtmaması. 2 gün önce ilk mülakata gittim ve çok güzel geçti. Hemen iki saat sonra beni arayıp tekrar davet ettiler. Bu sefer müdür ile görüştüm. Bu kısım biraz sıkıntılı çünkü kendimi ifade ediş şeklim beni hiç mutlu etmedi. Çok kastım, kendimi çok amatör bir konuşmanın içerisinde buldum. Nasıl yansıttım düşüncelerimi bilmiyorum ama yeterli hissetmedim. Çıktığımda yıkıldım bi anda. Dedim ki kesin alınmadım. Hala sonucu bilmiyorum hayırlı olacaksa umarım alınırım diyorum. Ve umarım buraya bir daha yazdığımda bir işim olmuş olur :)

25 Ekim 2019 Cuma

Mezuniyetten sonra.....

Gerçekten hayat süprizler ile dolu. Mezun oldum son yazımı paylaştığım zamandan bu yana çok şey oldu diyebiliriz. Mezuniyetim fazla heyecanlı ve umut dolu geçti. Sonrasında zaten kendimi eksik bıraktığım stajımı yaparken buldum. Bunun sonrasında da hiç kopamadığım yurtdışı gezilerimde....
Önce Paris sonra Madrid'e yolum düştü. Çok sevdiğim İspanyol arkadaşlarımla olma fırsatını yakaladım. Gerçekten bazı arkadaşlıklar hiç bitmiyor. Sonrasında ordan Portekize geçtim. Porto ve Lizbon'un o etkileyici yollarında buluverdim kendimi. Annem ile bilikteydik tabiki. My travel buddy..... buralarda bile arkadaş edindik ahahaha. Ordan tekrar Madrid'e geçip artık İstanbul'a doğru yola koyulduk. Yorucu geçti ama bir o kadar da mükemmeldi. Seyahat etmek beni her zaman heyecanlandırmıştır. Fakat hep güzel şeylerden bahsedemem tabiki. Döndüğümüzde bir takım ailevi kaynaklı sıkıntılar yaşadık. Herkes gibi.... bir süre İstanbuldan uzaklaşıp İzmir'e, dayımın geçici görev için bulunduğu ''Çeşmealtı'' isimli yere gittik. Hayatımda ilk defa İzmir'e , Çeşmeye , Alaçatıya gitme fırsatım oldu. Çok bayılmasamda hep yurtdışını mı göreceğiz canım deyiverdim :) Orada geçirdiğimiz yaklaşık 10 günün sonunda bir 10 gün de Kıbrıs 'a gitmeye karar verdik. Dayımın eşi, annem ve ben olmak üzere üç kişi yola koyulduk. Orada da arkadaşım vardı tabiki eksik olur muyum? :) Psikolojik olarak zor bir dönemden geçsemde yinede birazda olsa kafamı dağıttım. Neyse ki hikaye mutlu son ile bitiyor. İstanbul'a döndüğümüzde herşey daha güzel ilerlemeye başladı. Stajyer olarak girip, kalmayı planladığım Plazada işe başladım. Herşey güzel başladı, benim gibi stajyer arkadaşlar ile tanışıp Network kurdum. Ben onlardan daha fazla kalacaktım bu benii biraz üzüyordu ama birlikte güzel 1 ay geçirdik. Şu an ikinci ayımın içindeyim. Kalma konusunda fikirlerim sürekli değişiyor ama bir şeyi biliyorum ki ben ilk günkü ben değilim. Her ne olursa olsun, kalıyım yada kalmıyım, burada bir çok şey öğrendim ve çok kişi tanıdım. Bu arada üniversitelerin düzenlediği söyleşilere katılıyor, ve evet hala ESNBEYKENT bünyesinde çalışmalarıma devam ediyorum. Hatta daha dün, buddy sistemi için üye mülakatlarını bizzat ben yaptım. Gerçekten zevk aldığım bir şeyin hayatımda olması beni ayrıca mutlu ediyor çünkü mimarlık beni mutlu ediyor mu? hala bu sorunun cevabını öğrenmeye çalışıyorum.