2 Ocak 2019 Çarşamba

EN MÜKEMMEL YIL ; 2018

Merhaba 2018,
https://www.kayak.co.uk/magazine/cheap-new-years-eve-breaks-for-2017/
Benim için çok önemli bir yıldın. Hayatıma kattığın insanların yanı sıra deneyimler içinde çoooooooookkkkk minnettarım. Farklı bir ülkeye hiç tanımadığım biri ile taşındım. 2 günümüz yolda, başka ülkelerde şehirlerde geçti. Sonra kendimizi Polonya'da bulduğumuzda, bambaşka bir şehrin bambaşka insanları ile bir maceraya atıldık. Komşularımdan tut, öğretmenlerim ve arkadaşlarım harika insanlardı. En güzelide zamanla bu tanımadığım adam benim hayatım oldu. Sevmek, sevilmek neymiş gerçekten bir insanı önemsemek, sonuna kadar güvenmek neymiş onu gördüm. Sabahlara kadar partiledim , projelerden günleri karıştırır oldum. Deli gibi hasta oldum, moralim bozuktu ağladım veya aşırı mutluydum, heyecanlıydım. O yanımdaydı. Avrupayı ayaklarımızın altına aldık biz, ibiza'da gün batımı izledik, Amsterdam'da kilit bağladık, Brüksel'de sabahın 4'ü saldırıya uğradık, İsveçte aç kaldık susuz kaldık, Almanya'da kaybolduk ,Barselona'da dağı tepeyi gezdik yorulduk, Madrid'de deli gibi ıslandık ve dahasıda var. Sonra herşey bitti Amerika'ya kendi uğurladı beni. O kadar ay birlikte olduğum insanla kıtalarca uzakta kaldık. Söz vermiştik, biliyorduk. Bir gün olsun birbirimizi üzmedik. Her akşam sanki yanımdaydı. Günümüzü anlattık, mutlaka. Görmeyeceğimizi bile bile çağrı bıraktık telefonumuza. Önemli olan neydi? birbirimize verdiğimiz değeri iliklerimize kadar hissettik. O anda tek istediğim dönüp ona sarılmaktı. Döndüğüm gün sanırım en uzun yolculuğumdu. İndiğimde beni arayan o gözleri gördüğümde atladım boynuna. Birdaha hiç ayrılmayacağız dedik. Hiç. O günde '' O , yanımdaydı''. En yakın arkadaşlarım ile tanıştı, ben hiç onları böyle görmemiştim. Ah ne sevdiler onu. Koskoca bir dönem göz açıp kapayıncaya kadar geçti. O yanımdaydı. Moralim bozuldu, projeler yüzünden teslim oldum bazı kaygılarıma ama o hep ordaydı. Bana hiçbir zaman ben demiştim demedi, sen zaten böylesin demedi, hak ettin demedi. Hep '' sen başarıcaksın'' dedi ve başardım. O haklıydı. Onun varlığı bile beni görünmez bir kalkan ile sarmıştı bile. Yeni yıla girdik. En sevdiğim yıla veda ettim. Belki yanı başımda değildi ama kalbimdeydi. Yeni yıl için tek dileğim ailem ile mutlu huzurlu bir yıl. Kötü insanların uzak durduğu, başarı basamaklarını tırmandığım ve en sevdiklerimin hep baş ucumda olduğu bir yıl. Yattığımda ve uyandığımda gördüğüm ilk şey Polonya'da ki odamın tavanındaki yıldızlar. Bana o almıştı. Tüm yılım onlara bakarak geçti. Kim bilir, belki bana uğur getiriyorlardır...... ;) 

Hoşçakal 2018
Merhaba 2019!!!!!! :) :)

30 Kasım 2018 Cuma

Yine yeniden Amerika

Aslında hiç bahsetmeyecektim Amerika'ya ikinci gidişimden.
En başından başlayalım bakalım...

Polonyadan döneli 2 gün olmuştu ve ben Amerika hazırlıklarına başlamıştım bile. Bir yandan stres içerisindeydim tekrar yollara düşeceğim için.... bir yandan da heyecanlıydım yeni hikayelere yelken açacağım için... Sonunda herkese veda edip yola koyuldum. Yolda başıma gelecek birşeyler mutlaka olur diyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Herşey havaalanına kaykayımı sokmamalarıyla başladı..... sonra yanıma oturan Türk kız ile yola koyulduk, güvenlik kontrolleri,parmak izleri, sorgulamalar derken sonunda Chicago'ya indim. Otobüsü kaçırmamla beraber bir diğerine binerek durumu kurtardım. Sonunda yola koyulmuştum. Madison,Wisconsin'a vardığımda önceden anlaştığım kişiler beni bulunduğum yerden aldılar ve o geçen senemi geçirdiğim, yeri geldiği özlediğim yeri geldi sıkıldığım yere gelmiştim. Wisconsin Dells. Eve geldiğimde arkadaşımla buluşup sonunda odama yerleştim. Durrrrrr başıma gelenler biter mi? Odalarımız 4 kişilik ve ben bunlardan 2 sini biliyordum ben ve geçen seneki oda arkadaşım. O daha gelmemişti tabi. Herneyse ben yerleştim ve odaya girer girmez kokuyu almıştım ve bunun nedeni için sabredin..... Dışarı yemek yemeye çıktım ve odama gelir gelmez uyumak için hazırlıklara başladım. Oda arkadaşım Jamaikalı bir kızdı. 4. ise bir Türk fakat onu daha görmemiştim. Odaya girdiğimde Jamaikalı kız odada uyuyordu. Ses yapmadan dişimi fırçalayıp odaya geldim ve pijamamı giymeye hazırlanırken kız yerinden kalktı ve bende doğal olarak onu uyandırıdığımı sanıp özür diledim fakat kız dolabının kapağını açıp arkasına geçerek, tuvaletini yapmaya başladı. Şok olmuştum. Bavulumu dolabıma iterek hemen odayı terkettim. Doğruca arkadaşım ile buluşup durumu ona anlattım ve onda kalmak istediğimi söyledim. O gün herşeyi daha gelmemiş olan oda arkadaşıma anlattım ve oda ilgili yerlere bildirdi. Sabah kalktığımda ilk işim odama gidip giyinip, konu ile ilgili konuşmaya gidecek, odamı değiştirmelerini talep edecektim. Odama girdiğimde Türk oda arkadaşımda oradaydı ve tanışıp bu konuyu konuşma fırsatımız oldu. Bana sabah güvenliklerin geldiğini kızla konuştuğunu falan söyledi sonra beraber çıkıp, ilgili kişiler ile konuşup durumu zorda olsa çözmeye çalıştık. Başta şaşırdılar duyduklarına sonra kızla konuştuklarını artık bir problem olmadığını söylediler ve biz buna karşı çıktık çünkü o odaya adım atmak bile istemiyorduk. Yalvar yakar sonunda odalarımızı değiştirecektik. O gün arkadaşım çabuk davranıp odasını değiştirmişti fakat ben yemek alışverişine gittiğimden geldiğimde kimseyi bulamamıştım. Günlerden cuma tabi..... Araya hafta sonu girdi ve pazartesiye kadar beklemek zorunda kaldım. Pazartesiye kadar arkadaşımda kalarak odayı terkettim fakat nereye gittim sizce? karşı odaya aldılar beni ahahaha. Tam taşındığım gün odaya bir İspanyol kız daha gelmişti. Diğer ikisi Tayvanlı olmak üzere 4 kişiydik odada ve odam mis gibi kokuyordu. Tabi şimdilik........ Serüvenim burada başlamıştı........

8 Eylül 2018 Cumartesi

Anlatacaklarım var

Nereden başlarım bilmiyorum.
Bugünlerde tuhaf mesajlar alıyorum. Üzüldüğüm söylenemez.. daha çok gülüyorum, çok gülüyorum.
Yazılan şeyler genelde şu an ki ilişkimle alakalı. Kimle olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. Emir benim için şu zamana kadar hayatıma giren birçok kişiden daha önemli ve değerli. Bunu sürekli göz önünde yaşamakta benim kararım. Biliyor musunuz? bu-benim-hayatım. Beni kimler çekemiyor bilemiyorum. Eskide kalan insanlar mı yoksa hala yüz yüze baktığım selamlaştığım insanlar mı? Hangisi beni daha çok üzerdi beni bilmiyorum bile.... Hayatım boyunca kırdığım birçok kişi olmuştur herkes gibi ama kimse bu tarz mesajları hak etmez, edemez. Mesajları özet geçmem gerekirse, ilişkimin sahteliğinden tutun, hayatımı nasıl yaşadığıma kadar bu insan eleştirmiş beni. Komik olan kısmı ise bu insan her seferinde bir çok sahte hesaptan bana ve Emir'e ulaşmaya çalışmış. Ben Amerika'da olmama rağmen ailemi aramaya vakit bile bulamazken bu insan o kadar işsizmiş ki zamanını benim huzurumu bozmak için değerlendirmeye karar vermiş. Cevap vermedim,vermeyeceğim. O zamanını benim huzurumu kaçırmaya adamış iken, ben Emir ile mesajlara bakıp gülmeyi tercih ediyorum :) Hakkında yazmaya layık bile değil bu tarz insanlar ama bunu kendim için not düşüyorum buraya. Değersiz insanlar için kendinizi üzmeyin asla,hele modunuzu hiç düşürmeyin. Kendinizden ödün vermeyin, yapmak istediğiniz şeyleri başkalarını düşünmeksizin yapın, pişman olmayın, anı yaşayın, değer verin, saygı duyun. Nefes alın ve şimdi geri verin. Bu hayat sizin, nasıl ve kimle yaşamak istediğinize siz karar verin. Bazı insanlar kötü ama aksine bu hayat herşeyi ile çok güzel.  YOU LIVE ONCE...

7 Eylül 2018 Cuma

Teşekkürler Polonya!

Devam....
Evet uzun zaman oldu.....
Araya giren mesafeler biraz hafızamı zedelemiş olabilir ama özet geçecek kadar hatıram mevcut hala. Emirle başlayan bu maceram hiç beklenmedik bir şekilde devam ediyordu. Uzakta yaşıyor, okuyor iseniz en büyük sıkıntınız sevdiklerinizden uzak olmanız olacaktır. Orada geçirdiğim zaman süresince beni en zorlayan şey bu olmuştu. Bildiğim tek birşey vardı ki Emir benim ailem olmuştu. Başlarda birbirimizi yeni tanıyan iki farklı yabancı olsakta zamanla birbirimizi koruyup kollayan iki insan oluvermiştik. Nereye gitsek, ne yapsak hep birbirimizi düşünerek hareket ediyorduk. Polonya o kadar çılgın bir yer ki, kampüsün içerisinde sabah 9 da içmeye başlayan öğrenciler düşünün...... Yolda çişini yapan, eğlencenin onlardan sorulduğu kuşkusuz insanlar.... Bir o kadarda soğuklar bu ayrı konu. Her hafta gittiğimiz eğlence mekanları ve partiler ile uyum sağlıyorduk Polonyaya. Birde benim yurt meselem vardı tabi. Birbirimizi kuzen diye tanıtarak yurt değişim işlerimizi kısa sürede halledip aynı yurda yerleşmiştik.... Teknik olarak Emir'in tekli odasına el koyup, onu ikili odaya şutlamıştım ama yinede beni sever kendisi...... Gelelim konunun en güzel ve sıcak kısmına. Komşularım. Gamada kalıyor iken ( eski yurt) yandaki oda arkadaşlarım ile o kadar iyi anlaşmıştım ki, ayrılmak beni aşırı üzmüştü. Bana hazırlanan kahvaltılar ve tarhana çorbalarını asla unutmayacağım. Yeni yurdumunda bana kazandırdığı komşularımı asla unutumam. Onlar hakkındada örnek verebileceğim çok şey var tabikiiiii. Mesela odalarının dağınıklığı ve benim onlara temizletme çabam, film gecelerimiz ve sabaha karşı uyumalarımız veya koridordaki cam yanı sohbetlerimiz, Avrupa turumuz, yemek pişirmelerimiz,kaytarmalarımız falan falan..... He birde sarhoş olmalarımız ,hasta olmalarımız var. Odama ıhlamurlar mı gelmedi, önüme yemekler mi getirilmedi. Buraya yazarak anlatamadığım daha birçok şey... Günler hızla geçiyordu. Festivaller,tatiller derken kendimizi derslerle boğuşuk vaziyette bulmuştuk. Bizde herşeyi başaracak güç olduğundan hepimiz bu süreci en güzel şekilde atlatıp dönemi bitirmiştik. Kimi zaman birlikte sabahladık, kimi zaman birbirimize fikir,moral verdik. Bir Erasmus ancak bu şekilde ,bu kadar güzel bir şekilde sona erebilirdi. Teşekkürler Erasmus, teşekkürler Polonya. Hayatıma bu kadar güzel insanlar soktuğun için, önümü görmemi sağladığın için. Karşıma Emir'i çıkardığın için. Onu herhangi biriyken, hayatım yaptığın için. TEŞEKKÜRLER. 

27 Şubat 2018 Salı

well, hello everyone!


Bialystok, POLAND
Amerika anılarım ile devam ettigim sonrasında Türkiye'deki kısa can sıkıcı günlerin ardından Polonyada yeni bir hayata merhaba!!!!!! En baştan başlıyorum. Yola çıkmadan daha öncesinden. Sonrasını sindire sindire anlatacağım , anlatacağım ki hiç unutmamak üzere bu satırları gömeyim buraya. Yola çıkmadan aşırı sakindim neden bilmiyorum. Ailemin arkadaşlarımın üzüntüsü bile bana acı vermiyordu sanki aslında hiç gitmeyecekmişim gibi.Haftalar öncesi başladım bavul hazırlığına Çünkü neden başlamıyım ki...... Sığmıyordu ısrarla hiçbir şeyim. Aslında umursamam gereken şeylerin özleyecek olacağım ailem ve arkadaşlarım hatta yaklaşan sorumluluklarım olması gerekirken ben götüreceğim bot sayısını düşünüyordum. Ne komik. Bazen insan anlık olarak düşünmesi gereken hissetmesi gereken şeylerin farkına varamıyor. Olsun. Gelelim sonrasında olanlara. Her şey hazır gidiyorum. Birlikte gideceğim kişiyi bile doğru dürüst tanımıyordum. Yeni bir hayata, bambaşka bir ülkeye merhaba demeye hazırım. Saat akşam 8, havaalanındayız. Yeni tanıştığım yol arkadaşımla çıktım yola. Tabi ki bavul krizi yaşadık yaşamaz olur muyuz? Neyse ki 2. bavul parası verdiğimizden elimizde çok eşya taşımayacaktık. 10:20 deki uçağımıza bindik ve anladım ki....gidiyorum.... Size biraz planımızdan bahsedeyim. Ucuza getirdiğimiz biletimiz ile birlikte bize 2 günlük yolculuk sunuldu. Evet. 2 saatlik yolu 2 günde gidecektik. İstikamet Yunanistan!. Daha uçağa binmeden, bizi uçağa götüren otobüsümüzde sesli bir şekilde dua eden abimiz bizi biraz ürküttü. Hani malum, yanlışlıkla mefta olmak istemeyiz. Sapasağlam ulaştık uçağa ama gördüğümüz uçağı tek kişilik uçaklardan falan sandık o derece küçüktü. Tamam sakinim........... Yunanistan'a inene kadar bana yapılan uçak pervanesine kuş kaçma şakalarını dinledim. Eğlendim evet itiraf ediyorum. Tamam sonrasında indik uçaktan. Merhaba Yunanistaaaan!!!!. İşte herşeyin başladığı o an. 9 saatlik duraklamamız vardı ve arkadaşımın kuzeni Yunanistan'da çalışıyordu ve planımızda merkezde onunla buluşmaktı. Gece saat 11 civarı ve bizi Merkeze götürecek olan otobüse bindik. Biletlere verdiğimiz kişi başı 12 Euro sanki azmış gibi, biletçi abimiz arkadaşımın dönüş biletini tekrar makineye okuttu..... Hani bunu yazmasam çatlardım ahahahaha. Merkezde indiğimizde, ne internetimiz vardı nede iletişim kurabileceğimiz biri. Neyse ki civarda Mc bulduk ve free wifi olanağından faydalandık. Buluşmalar ayarlandı, tanıştık, güzel ve nezih bir mekana oturup yorgunluk içkilerimizi yudumladık. Bir kaç saatliğine de olsa yollarda gezinme ve çevreyi azda olsa tanıma fırsatı yakaladık. buradan Miray'a çok teşekkür ederiiiim. Günümüzü tabiki Mc cafede sondandırdık. Orasının bende farklı bir yeri var. Fazla ürkütücü şeyler oldu hazır mısınız? İşte o an. Bir kadın ansızın gelip bana saati sordu. Evet çok normal, cevap verdim. Sonrasında kadın oturduğu yerde cama bakarak elindeki kartlar ile oynamaya ve sanki karşısında biri varmışcasına konuşmaya başladı.Kadın tepkilerini arttırdıkça bizim ilgimizi daha fazla çekiyordu çünkü kadın hayali insanlarla konuşuyordu hatta kavga ediyordu. Zaten fazlası ile yorgunduk saat gece 3 civarıydı. Kadını gördükten sonra kalkma vaktinin geldiğini anladık. Evet artık bizi havaalanına götürecek otobüse bindik. Arkadaşım tabi ki tekrar bilet aldı ve kuzeni Miray ile vedalaştık. Çok şanslı görüyorum bizi çünkü o yorgunlukla uyuyakalmadan havaalanına varabildik.Uçağımızın kalkmasına daha yaklaşık 3 saat vardı ve biz ölmüştük. Arkadaşımın tavsiyesine uyarak 2 saat uyumaya karar verdik tabi tüm bu zaman içerisinde gözlerim lenslerden kıpkırmızı olmuştu.Sonunda Varşova'ya giden uçağa adımımızı attık. Daha uçağa girmeden, taktığımız şapkalardan olsa gerek, bir güvenlik görevlisi pasaportlarımızı görmek istedi,sadece bizimkini. Sanki şüpheliyiz.....Neyse neyse geçtik o faslı. Uçuşa gelelim. Doğrusu hiçbir şey hatırlamıyoruz o yolculuğa dair çünkü uyumuşuz...... İner inmez bavullarımızı aldık ve 3 saat sonra kalkacak olan otobüse doğru yol aldık. Tabiki buraları hızlı geçeceğim çünkü o kadar çok dışarı çıkıp içeri girdik ki. Soğuktan bahsetmeyeceğim bile. ÖLÜM. Sonunda otobüse bindik. Bekle bizi Bialystok. Otobüste de bedava internet vardı ve 5 saat sürdü yaklaşık olarak. Hava gittikçe soğuyordu, dışarısının beyazlaşmasından anlıyorduk. İndiğimizde artık tek istediğimiz şey bir şeyler yiyip uyumaktı, sadece uyumak. Mentor'um Sylvia bizi indiğimiz yerlerden aldı ve yurtlarımıza götürdü. Kötü haber şu ki, ikimizde farklı yurtlardaydık. Alfa,Beta,Gamma,Delta şeklinde giden bu yurtlarda ben Gammada o ise Betada kalacaktı. Benim için yıkım oldu bu.... Emirle ayrı yurtlarda olacağımız fikri beni fazlasıyla germişti. Evet adı Emir. Polonyaya hoşgeldik. Macera başladı....Devamı gelecek.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Daha mutlu

Alışıyordum. Alışıyordum yavaş yavaş. Önümdeki 4-5 günüm odada, izole edilmiş bir şekilde geçmeye başlamıştı. Gerek yoktu ama öyleydi işte. Napıyorum ben? Neredeyim? sendromu.Derkeeen tanıştım onlarla. Benim ilk Türk arkadaş grubum.  Oda arkadaşım Ege'nin erkek arkadaşı ve oda arkadaşları. Daha oradaki hayatım ile ilgili ne yapacağıma karar bile vermemişken bir hevesle ilk arabamı aldım. Sanki çoook gerekiyormuş gibi dediğinizi duyar gibiyim. O günden sonraki 3 ayım refah içinde geçti sayesinde.... İşe alışmaya başlamıştım,yavaş yavaş çevre yapıyordum falan. Sanırım o zamanlarda yaşadığım ilk aksiyon İspanyol pasaportu  ile bir eğlence mekanına girmekti. O günden sonra nerede olduğumun, anı yaşamam gerektiğinin bir kez daha farkına varmıştım. İlk haftalar yaptığım yegane şey çalıştığım Resort'un arazisini keşfetmek, biraz dışarıdaki göle gitmek falan olmuştu. İşte tamda o zamanlarda kaçırmıştım Chicago'daki Coldplay konserini... İçimde yaradır hala. Olsun be gölü gezdim bende ....
Her gün birileriyle tanışır, işi daha iyi öğrenir olmuştum. Nihayet o gün gelmişti. Sınava girecektim ve cankurtaran olacaktım!. O zaman tanıştım onlarla. Tayvanlı arkadaşlarım. Suyun altında su geçirmiyor diye fotoğraf çekmeye çalıştığımız Iphone 7'yi , her daim yanımda bulundurduğum üzümlerimi, aralarından birinin her fotoğraf çekildiğimizde üstünü çıkarmasını, Really???? dememi komik bulup dalga geçmelerini asla unutamayacağım sanırım. Maceralarımız,anılarımız tabiiki bunlarla sınırlı değil, daha anlatacak çok şeyim var.. Türk grubumla mutfakta yaptığımız ilk yemek, tavuk sote! Benim ısrarımla mırın kırın ederek mikrodalga yemeklerine bir süre ara verme kararı almışlardı ama sonrasında da hallerinden gayet memnun görünüyorlardı. Her akşam batak atmaya başlamıştık. Nerede mi? Mucizevi icadımızla tanışın... Dolaplarından söktükleri rafı, ters çevirdikleri iki çöp kutusunun üstüne koyduklarında adeta kumar masası icat etmişlerdi. Bir gün Downtown'a gittik ve orda Vintage fotoğraf çekildik!. Bir başka deneyimdi benim için itiraf etmeliyim. İlk defa o tarz bir yerde, eski kıyafetlerden giyip fotoğraf çekilmiştim. Birazda cankurtaranlıktan bahsedeyim. Herkesin söylediği aksine zayıf ve minyon bir tip gayet cankurtaran olabilir. Misal ben. 4 aylık çalışma tecrübeme göre gereken tek şey ''cesaret''. Fazla tehlikeli kaydıraklar ve havuzlar yoktu tabi ama bizde bir şeyler öğrendik. Gördüğüm tombul popoların haddi hesabı olmasada sanırım yazın en eğlenceli işini yapıyordum ve bunu çok seviyordum! Anlattığım tüm bu aşamalardan sonra kendime gelen bu ekstra özgüven ve gurur duymuşluk hissi pahabiçilemez. Devamı gelecek....

19 Ekim 2017 Perşembe

Her şeyin başladığı o an

Nasıl başlanır bilmiyorum içimde bunca şey varken. Macera dolu Amerika..
Evet döndüm. Tam 4 ay sonra. Yaşadıklarım mı? Dur bir dakika oraya geliyorum. Her şey yaşayacağım eyalete giden uçağı kaçırmam ile başladı. Bavullarımın gitmiş ve benim kalmış olmam tokat gibiydi evet. Sakin olmalıydım, indikten sonra her şeyimi bulacaktım zaten. Nitekim öyle oldu, derin bir ohhhh çektim. 4 ayımın dolu dolu geçtiği o eyalete, Wisconsin'a adım attığım ilk andan itibaren tek başımaydım. Hala lobide bavullarımla beklediğim o anı hatırlıyorum da.. Kim gelecek? Ne zaman gelecek? Ne yapmalıyım? Tam iki saat sonra o 4 ayımı geçirdiğim evime götürülmüştüm. Bavullarımla kapıdaki o topluluğun önünden geçerken bakışlara aldırış etmeyip merak içinde içeriye attım kendimi. Kaç Türk vardı? Kimlerle kalacaktım?. Kalacağım insanların içinde Türk var mıydı? 224. Kalacağım odamın numarası. Üzerinde adım yazan bir zarfın bana verilmesiyle her şey başlamıştı.Odam 2. Kattaydı. Asansöre biner binmez bir çocuk daha giriverdi içeri. Birbirimize ''merhaba'' diyip güldük. Türktü. İlk konuştuğum kişi Türktü!. Odama vardığımda kapıyı açamayarak ilk fiyaskomu yaşamış oldum. Neyse ki o sırada oradan geçen bir kız yardım etti. Utanç içinde içeri attım kendimi. İlk gördüğüm şey eşyalardı. Birileri zaten yerleşmişti. Oturdum ve bekledim. Dikkatimi çeken şey masanın üstündeki tuzluktu. Türk!!!!!!!!! dedim kendi kendime. Bir diğer masada İspanyolca yazıları olan bir ilaç. Diğeri de İspanyol. Güzeeeel :) . Claudia ilk tanıştığım oda arkadaşım oldu. Onunla tanıştıktan sonra 2 haftamı İspanyol tayfası ile geçirdim. Benimde çat pat İspanyolca bilmemi göz önünde bulundurarak sadece İspanyolca konuşan bu grup, zamanla benimde grup arkadaşlarım oldu. Aralarındaki tek yabancı,tek Türk ben olduğumu düşünürsek bizi gören herkes, hatta sonrasında yeni tanıştığım tüm insanlar beni İspanyol zannettiler. Hoş, herkes İspanyollara benzediğimi söylüyor o ayrı konu hala çözemedim..... Geldiğim ilk gün kaçırdığım cankurtaran dersleri yüzünden bir sonraki dersleri beklemem gerekti. Hatta ilk 3 günümü boş boş etrafı gezip,keşfederek geçirdim.Bu süre zarfında diğer oda arkadaşım Ege ile tanıştım. Bana birçok tavsiye verdi diyebilirim. Yinede bu, ilk alışverişimde aldığım onca gereksiz şeylere mani olamadı tabii.  Bir süre sonra odamıza diğer İspanyol arkadaşım olan Marta geldi. Her şey istediğim gibi gidiyordu. İspanyolcamı geliştirmek konusunda kendimi fazla gaza getirmiştim. Marta'nın da geç gelmesi ile aynı dersleri ve eğitimleri alacağımızı bilmek beni çok rahatlatmıştı. Sadece o değil diğer İspanyol arkadaşlarım ile de aynı sınıfta olacaktım. İlk iş günümüzde jilet gibi üniformalarımızı giyindik. Su parkına yol aldık. Otel o kadar büyük ki , gideceğiniz yeri bulmanız için size harita veriyorlar :) İlk gün İspanyol arkadaşlarımla aldığım eğitimden sonra resmen çalışmaya başlamıştık. O günden sonra ki  tek başıma geçireceğim ilk iş günüm için
5 alarm birden kurup heyecandan uyuyamamıştım, ya geç kalırsam diye..... Şu an gülüyorum o halime doğrusu. Her şey başlamıştı, Amerika'daydım ve çalışıyordum. Tek başımaydım....