28 Mayıs 2025 Çarşamba

Ily Hubby

Ily Hubby. 

Sadece bunu yazmisim gecmise donup bakiyorumda. Bu yazinin devamini getirmemisim. Taslak olarak kalmis. Bu yaziyi bu haliyle paylasacagim. Bunu yapmadan once o gune dair birkac sey paylasmak istiyorum akilda kalan.

Inanamamistim. Ben birinin karisiydim. Kayinvalidem, kayinpederim vardi. Kocamin coraplarini katlayacak, aksam yemegini yedi mi diye kuruntu yapacaktim. Belki bir gun anne olacaktim. Kendimi yapacagimi asla dusunmeyecegim seyleri yaparken buldum. Ben yuzuk takmayi severim hatta hic cikarmadigim yuzuklerimde var ama bu yuzuk baska olacakti. Anlami en buyuk olan bu yuzuk artik bekar olmadigimi hatirlatacakti bana buram buram. Kendim disinda birini daha dusunmem gerekecekti. Oyle kafama gore basip gidemeyecektim. 

Biz cabuk evlendik.Cuma gun aldik sali evlendik. Cok sade, arkadaslar arasinda bir nikah ile resmiyeti aradan cikarmistik. Aileler facetime ile katilmisti. Cok alisik olunmayan bir yontem ile “dunya evine” girmistim. Bunlari simdi tekrar dusununce, hayatimin aldigim en KOLAY karari oldugunu goruyorum. Gosteristen uzak, people pleaser olmadan sessiz sadasiz evlendim. Bir yandan da eksik hissediyorum. Bunu kabul etmem 1 senemi aldi sanirim. Insan bazi seyleri yasamak istiyormus. Bir teklif almak mesela. Bu anin ozel oldugunun altini cizecek bir hareket.

Evlilik beni hep korkutmustur. O yuzden kendimi hic gorememisimdir oralarda. Su an evliyim ve bu hala garip geliyor bana. Acaba ben evlilik icindeki o kisi olabilir miyim? Olabilecek miyim? Bunun finansal durumla bir alakasi yok ama sartlar bunu gerektirdiginden belki biraz her sey hizli ilerledi ama ikimizinde evlilik dusunmeyen kisiler olarak bu kadar hizli ikna olmamizin tek bir aciklamasi var. Birbirimizi cok seviyoruz…

O anda aklimada olan tek sey ile bitiriyorum.


Ily Hubby 

9 Ocak 2025 Perşembe

Bir takim hisler

 Hayat surekli onume cikariyor bazi seyleri ve ben surekli test ediliyor gibi hissediyorum.

Bu sene farkina vardigim seylerden biri neye asla dediysem hep yasadim. Beni uzen veya cok mutlu eden bircok sey oldu hayatimda. Bu seylere ragmen ben bunu fark edemedim sanirim. Beceremiyor muyuz yoksa biz kabullenmeyi.

En korktugum sey ise bir pattern’e girmek. Bu beni uzer. Sonu gelmeyecek gibi hissediyorum ya ben bazen, hakli oldugumu farkediyorum ya… Yasayamiyorum. Su an asiri korkmus durumdayim. Kendimi hem kaptirmamaya hemde ani yasamaya programladim. Su an ya hayatimin en buyuk yanlisini yapacagim yada iyi ki diyecegim. O arada kalan cizgi var ya, beni bitiriyor. Yeni yila cok buyuk umutlarla basladim ben. Yapmak istedigim o kadar cok sey var ki. Bir yandan da dusunuyorum acaba hep kactigim seylere mi kosma egilimim var. Su an guzel gelen seyler ileride nasil bir etki birakacak uzerimizde? Bunu bilmiyor olmak beni yormaya basladi. 

Ben bile isteye olmadigim biri gibi davranmaya calisiyorum. Uyum saglamaya calistikca ben kimim? Neyi seviyorum? Neye tepki gosteririm ? Bunlardan uzaklasmaya basladim gibi hissediyorum. Uyum saglayamayacagimi bile bile kendimi bu duruma surukluyorum ama neden? Sevdigim icin mi? 


6 Ocak 2025 Pazartesi

Wish u a merry 2025

 Zaman o kadar hizli akiyor ki, gercekten zamani tutamiyoruz. 2024’e girerken o kadar cok sey planlamistim ki ve o kadar suan ki benden uzakmisim ki… Hayret ediyorum. 


2023 benim icin cok karisik gecti. Hayatima giren ve cikan cok arkadasim oldu. Bu surecte cok ders aldigimi dusunuyorum. Evet hep aklimda kalacak guzel gunlerim oldu ama bir yandan kendimi korelttigim bir donem oldugunu farkettim. Motivasyonumun kayboldugu , ise yaramaz gibi hissettigim bir donem. Cevremi degistirmeye karar verdim. 

Bu benim Amerika’da gecirdigim 4. Yilbasim. Diger yilbasilarimin aksine bu sefer oldukca sakin, calisarak gecirdigim bir yilbasi oldu. Sanirim artik buyudugumu ve eskiden cok anlam yukledigim anlik heveslerin artik o kadar da anlamli olmadigini farkettim. Her sene oldugu gibi bir “wish list” hazirlamaktan geri kalmadim tabi ki.. 

Bu sene kendimden bekledigim birkac sey var;

-On yargilarimi kirmak, daha sakin biri olmak istiyorum. Asla degisemeyecegimi biliyorum, kendimi degistirmek derdinde de degilim fakat bazi konularda kendimi daha iyi noktalara tasiyabilirim. 

-Negatif yonlere odaklanmak konusu mesela. Artik kendimi negatif konulara odaklanirken gormek istemiyorum, kafami bir konuya takip uykumdan fedakarlik etmek istemiyorum mesela. Tum gun yataga kitlenip bu degerli, tutamadigimiz zamani cope atmak istemiyorum. Her dakikami olmasada , olabildigince zamanimi degerlendirmek istiyorum. 

-Bazen cok anlatiyorum. Sabirsizim ve her sey hemen gerceklessin istiyorum. 2024 bana bununla ilgili guzel dersler verdi….. Bazen beklemek iyidir, her seyin bir zamani var cunku.

-Cok dusunmek istemiyorum. Daha kararli olmak istiyorum. Cok kararsizim ve bu benim cok zamanimi aliyor. Secimlerime guvenmedigim, her secimimi mukemmel yapmak zorundaymisim gibi dusundugum bir donemden gectim cunku ben bile kendime inanamadim… 2024 kotu secimler senesi….

Son olarak tum bu “degistirmek istedigim” ozellikler beni ben yapan seyler. Kendimden vazgecegim bir yil olmayacak 2025, kendime yatirim yaptigim, kendimi sevdigim bir yil olacak.

Bunun disinda, detay vermek istemedigim ama heyecanli oldugum baska konularda var. Bununla ilgili daha sonra hissettiklerimi yazarim. 

Bu sene bu sekilde bitti. Plan yapmadan, diger her gun gibi, siradan. Tek bir fark vardi. Herkesin o heyecanla bekledigi, bagira cagira geri sayim yaptigi o anlarda ben en deger verdigim insanin yanindaydim. Tek onem verdigim sey o an onunla olmakti.


Happy New Year…

This year is not gonna be the same as the last…..

9 Aralık 2024 Pazartesi

Motto

Elbette birbirimizi incitecegiz, ama bu varolusun mutlak kosuludur.
Bahar olmak kisin riskini kabul etmek demektir.
Var olmak, var olmama riskini kabul etmektir. -CT 


Seneler sonra sen ve ben. Fire pit yaniyor, hava hafif esiyor. Sen dayanamamissin yine ustume sal getirmissin. Ben bir gun oncesinden dusunmusum misir almayi, bilirim seversin. 
Kopegimiz varmis, ustume atladiginda beni devirecek derecede guclu ve bir o kadar da neseli.
Biramizi yudumlarken hatirlamisiz o ilk gunleri, birbirimizi gordugumuz o ilk anlari… gulmelerimizi, sevmelerimizi…. 
Sen iyi ki geldin sevgili. Ikimizde kalbimizin varligini unutmusken, senin gelmenle yeserdi icimdeki cicekler. Oysa ben cicek sevmezdim. 

“Hep boyle olmasini diledim. Geceleri uyumayi,gunun sonunda olmeyi hic kabullenemedim”
“Ben neden sonrasini bilmedigim bir hayatta herkes gibi geceleri evime gireyim. Caddeler niye var.Isiklari neden koymuslar.Delilerin geceleri yurumeye ihtiyaci var”

-Gectigimiz yollarda bile normal sartlar yoktu, kar yagdi yuruduk…..”

“Ben hep boyle olmasini diledim.Geceleri uyumayi,gunun sonunda olmeyi hic kabullenemedim. Zaten omur boyu uyuyacagiz” 

Pamuk

Ruh esi nedir? Bu soruyu kendime hic sormadim… Ta ki su ana kadar. 

Ben bilmiyorum bunun tanimini o sebeple anlamayi seciyorum. Yasayarak anlayacagim. Hayatim boyunca belki en akilli tercihleri yapmadim ama su an icim patlayacak gibi. Daha bir hafta oncesine kadar bu noktalara bir gun gelebilecegime inandiramamistim kendimi. Here we are..

Hayatima girdi ve dunyam dondu. Saatler saniyeler gibi. Kanatlanip ucasim geliyor, onunlayken hava daha temiz, gok daha acik, insanlar daha neseli. 
Her soyledigi seyde kendinizi bulursunuz ya. Bu oyle bir sey.

Ruh esi demek zayifliklari ile guclu yonleri ile benimsemektir. Dort dortluk kisiyi degil, duzeltebilecegin kisiyi degil, her kosulda birlik olabilecegin kisiyi secersin. Ben hep boyle birini hayal ettim. Seni yormayan, seninle yorulmayan.

Mitolojik bir hikaye okumustum. Insanlar gecinememeye baslamislar. Savaslar cikmis, huzursuzluk artimis. Gece tanrisi da bu duruma son vermek adina cok parlak bir kilicla insanlarin karsisina cikmis. Isik insanlarin ruhlarini ikiye bolmus, gozlerini kor etmis. “ Hayatinizi diger yarinizi aramak icin harcayin, boyle sacmaliklarla ugrasmayin” demis gece tanrisi. Dogru mudur bu hikaye bilinmez ama yayilmis insanlar arasinda. Yillar gecmis, bir korku salmis insanlari. Birde anlamsiz bir eksiklik, bosluk duygusu.

Insanlardaki o bosluk hissini anliyorum. Birinin senin ruh esin olduguna inanmak istersin ve beklentini karsilamadigi noktada hayal kirikliklari doldurur o boslugu, bir daha sevemezsin. Aramayi birakmak lazim o sebeple, ana odaklanmak ve tadini cikarmak.

Dunyam Dondu

 En son yazdigim gunden beri cok sey degisti. Zaten ben buraya genelde bir seyler degisince yazmaz miyim? 

Zor zamanlar gecirdim. Yiprandim, yoruldum. Siyrildim sandim her seyden ama siyrilamadim. Insanlar hayatimiza giriyor ve cikiyorlar. Her seyin bir sebebi oldugunu dusunursek bu hayatta, detaylara takilmamak gerektigini de ogreniyoruz zamanla. Ben biraz zor sekilde ogrendim diyebilirim. 

Long story short, uzun suren mutsuz bir iliskiden kendimi siyirabildim. Kendi basima kaldigimda; ki bu boyle acinasi bir durum degil, kendi kanatlarimin daha cok farkina vardim, nefes aldim. Bagimsiz, kendi ayaklari ustunde duran bir kadin olarak buraya gelip kendime yapabilecegim en kotu seyi yaptim. Arkadastan oteye gidemeyecek bir insanin ozel olduguna inandirdim kendimi. Bir seyler yurumediginde ise kendimi bu mutsuzlugun icinde buluverdim. Her neyse bunlar ileride donup baktigimda okumak bile isteyecegim cumleler degil.. En azindan gelecekteki “ben” bunu haketmiyor.

Aslinda benim kendim ile ilgili pek umudum yoktu. Ustume geliyor sanki herkesin beklentileri. Cabuk etkilenen biri olmasamda tahammul seviyem dusmeye basladi gibi hissediyorum.Insanlara karsi, kendime karsi, herkese karsi.. Aslinda hayatimin parcalarini tek tek bir araya getirmeye baslamistim puzzle gibi. Eksik var miydi? Muhakkak. Birileri ile tanismak, en azindan sosyal pilimi doldurmak istedim. Basima geleceklerden habersizdim.

Biriyle tanistim ve dunyam dondu. 


16 Temmuz 2024 Salı

Grandma Nancy

Dun oyle bir gundu ki, anlatacak cok sey var.

Uzun zamandir burada bir sey yazmadigimi farkettim ve tum bu yasananlar beni bugun burada yasananlari tum detaylariyla yazmaya itti.

Nereden baslasam bilmiyorum. Amerika beni oldukca zorluyor. Herkesin o “American dream” algisi aslinda o kadar gercekten uzak ki. 

Dun gune cok normal bir sekilde basladim. Kahvaltimi yaptim ve disari attim kendimi. Ailemle goruntulu konusuyorken bir anda bekledigim telefon geldi. Internet ile ilgili bir kurulum yapmamiz gerekiyordu ve birden telefon konusmasinda eve gitmek zorunda kalmak gibi bir durumla karsilastim. Eve gittigimde tum bu kurulum islemleri ile ugrastik ve ben sonrasinda tekrar evden ciktim. Islerimi hallederken arkadasim beni acil olarak yanina cagirdi. Cani sikkindi ve beni yaninda istiyordu. Islerimi birakip hemen yanina gittim. Aglamali gulmeli birkac saat gecirdik ve beklemedigim bir telefon geldi. Arkadasim agliyordu. Ne oldugunu anlayamamistim. Ev arkadaslarimizdan birinin calistigi esnada, arabasinda bir teyze bayilmisti. Arkadasim ambulans cagirmis, kendisine hastaneye ve eve kadar eslik etmisti. Teyzeyi evine biraktigi esnada cok duygusal anlar yasamis. Teyze, “ hastaneden geliyorum, doktor zaten fazla bir omrum kalmadigini soyledi. Yalniz yasiyorum su an ve yalniz olecegim. Insallah obur hayatimda senin gibi biriyle tanisirim.” Demisti. Arkadasimin anlattigina gore bu noktadan sonra ne diyecegini bilmememis, ihtiyaci olmasi dahilinde mutlaka kendisine soylemesini rica etmisti. Mutevazi teyzemiz kibarca gerek olmadigini soylemis ve ayrilmislar. 

Bundan sonraki surecte beni telefonla arayan arkadasim durumu bana aktardigi sirada, diger arkadasimizin durumdan cok etkilendigini ve gozyaslarini tutamadigini su anda da iyi hissetmedigini soyledi. Tum bunlar anlatilirken ne bana aktaran kisi nede ben gozyaslarimizi tutabilmistik. Hemen eve geri don bende geliyorum dedim ve telefonu kapattim. Beraber oldugum arkadasima olaylari aktarmam ile adeta gozyaslarina bogulmustuk. Bir seyler yapilmaliydi, boyle olmazdi. Arabaya atladigim gibi eve geri dondum.

Eve geldigimde 3 kisi evdeydi ve cok bitik durumdaydi. Ortaya bir oneri attim. Bir seyler yapalim, yapmaliyiz dedim. Herkes o anki duygu patlamasi ile kabul etti. Arkadaslarimizi topladik, Kizli erkekli bir supriz planlamaya basladik. Herkes dusunu aldi, kendine geldi. Arabaya atladigimiz gibi en yakin markete gittik. Balonlar, cicekler ve cheescake aldik. Cok heyecanliydik.Nancy cok sevinecekti. Tabi bu surecte her noktayi hesaplamamiz lazimdi. Ya kapiyi acmazsa? Ya korkarsa? Ya yanlis anlarsa? Veya en kotusu ya cok heyecanlanir ve fenalasirsa? Bunlari dusunmeden edemedik. Yinede onu mutlu etmek icin her seyi goze aldik ve evine dogru yola koyulduk.

Evi hem bizim evimize hemde markete 5 dk uzakliktaydi. Bir apartman komplexinin 6. Katiydi. Kapiyi nasil acacagimizi dusunurken iceri girmekte olan birinin pesine takildik. Ilk asama tamamdi. Kucuk bir asansorle iki posta halinde yukari ciktik. Heyecanla kapisina geldik ve kapiyi caldik.

Caldik ama ses yoktu. Korktuk. Ya evde yoksa? Birkac kere daha caldik ses yoktu. En sonunda “Nancyyyyy” diye seslenmeye basladik. Iste o anda ciliz bir ses geldi kapinin ardindan.Tum bu seyler yasanirken onun yaninda olan arkadasimiz kendini tanitinca kapi yavasca acildi. Nancy bizi gordu. Arkadasimiz o anlarda taktigi sapkasini takmisti kendisini tanimasi icin. Ise yaramisti. Kapiyi belki endise ve merakla acmisti Nancy, ama ona gulerek bakan 9 piril piril genci gorunce anladi, ona gelmistik.

Bizi gorunce gozlerine inanamadi. Zaten yurumekte zorlaniyordu. Bacaklari incecik ama ust bolgesi bir o kadar agirdi.Bizi kibarca iceri davet etti. Girmek istemedigimizi, onu rahatsiz etmek istemedigimizi soyledik ama o iceri dogru yurumeye baslamisti bile. Hepimiz ayakkabilarimizi cikardik ve iceri giriverdik.

Evi tiklim tiklimdi. Pis degildi, oldukca havadardi. Sadece farkettigimiz uzere Nancy bir “istifciydi”. Bebekler, mektup yiginlari, ilac kutulari odadaki her yuzeyi kaplamisti. Oturmaya bir yer yoktu adeta. “Keske sizde oturabilseydiniz” dedi. Onu olabildigince rahat ettirmek istemistik, beklenmedik bir sekilde hayatina girdik ve onun mahcup olacagi herhangi bir duruma vesile olmak istemedik. Hepimizin isimlerini sordu, sabirla ogrenmeye calisti. Gulumsuyordu, cok mutluydu. Hepimiz ona “ biz bugun seni ziyaret etmek istedik, iyi oldugundan emin olmak istedik.Senin artik hayatinda biz variz, ne zaman istersen burdayiz” dedik. Bunlari duymak onu cok mutlu etti. O kadar mutevazi ki getirdigimiz hediyelere hep “ en sevdigim” seklinde yorumlar yapti. Bizim, acaba yanlis anlar mi? Diye dusunerek goturdugumuz, uzerinde “feel better soon” yazan balonlara bile hayran hayran bakiyordu. Ozenle kutuphanesinin ustune yerlestirmistik. Kisa bir muhabbetin sonunda kendisine fotograf cektirmek istedigimizi ve onun icin sorun olup olmayacagini sorduk. Biraz endiseli gibi geldi cunku ayakta uzun sure kalamiyordu veya belkide evin daginik olmasindan dolayi mahcubiyet hissediyordu. Bunu anlamistik ve hepimiz onu elimizden geldigince rahatlattik. Oturdugu koltuktan kaldirmadan, onundeki bir sehpayi cekerek ve mektup yiginlarini kaldirarak oturabilecegimiz bir alan yarattik. Ayaginin dibine coktuk. Karsi koltuga koydugumuz telefonun zamanlayicisini actik ve hepimiz bir agizdan tekrar ettik “ cheeeseeee”.

Ona bu fotografin hem bizim icin hemde onun icin guzel bir ani olacagini dusundugumuzu soyledik. Ona bu fotografi cerceveletip getirecektik.Bundan sonra ne zaman isterse biz orada olacaktik. Alisverisine, soforlugune kadar yardim edecegimizi soyledik. Telefon numaralarimizi verdik.O artik bizim Nancy nenemizdi.(kendisine bunu soyledigimizde “aa ben nine olacak yastamiyim?” Diyip gulmustu.71 yasinda) Kimsenin onun bu kocaman kalbini sigdiramadigi hayatta biz 9 ayri kalp olarak belirmistik kapisinda. Daha fazla kalip sohbet etmek isterdik ama onu yormak istemiyorduk.Istemeden de olsa ona hastaligini hatirlatmak bizi uzerdi. Kendisi bir ara hastaligindan bahsetmeye basladi ve gozleri doldu, nefes almakta gucluk cekebilecegini dusunduk ve hemen konuyu degistirdik. Iyiki tanimistik onu. Iyiki o gun bizim hayatimiza girmisti, bizde belki farkinda olmadigimiz duygulari canladirmisti. Hic aglamam diyen kisiler hic tatmadigi duygular yasadi. Gunun sonunda o evden cikarken, biliyorduk. Biz dogru olani yapmistik. Hepimiz ailelerimizden uzak,kimimizin ninesi yeni vefat etmis, kimimiz hic ninesini tanimamisti bile. Ona goz kulak olmak bize cok iyi gelmisti. Onun demesi uzerine bizler “Allahtan gelen bir hediyeydik”.Daha once hayatinda boyle bir sey hic yasamamisti ve biz onun en kotu hissettigi bir donemde beliriverdik kapisinda. Kapidan ciktigimiz ilk andan itibaren sabah hissettigimiz o huznun yerini icimize sigmayan bir heyecan,sevinc kaplamisti. 

Bugun ben bunlari yazarken sanki her seyi tekrar yasamis gibi hissediyorum ve artik icimden aglamak gelmiyor. Yuzumde bir gulumseme ile yaziyorum bunlari. Vefa oyle bir sey ki, hic beklemedigimiz anlarda karsimiza cikar ve tum ruh halimizi degistirir. Birbirimize destek olmanin ne kadar onemli bir sey oldugunu bir kez daha anladik. Bu koskoca hayatta hayatinda kimsenin olmamasi, tek basina kalmak ,bir insanin basina gelebilecek en korkunc sey. Biliyorum belki milyonlarca insanin basina geliyor benzer konular ama bizler “act of kindness” dedikleri hareketi yaydikca, dunya daha guzel bir hale gelecek. Inaniyorum.

Gunun sarkisi: step into your power by Ray LaMontagne