30 Kasım 2018 Cuma

Yine yeniden Amerika

Aslında hiç bahsetmeyecektim Amerika'ya ikinci gidişimden.
En başından başlayalım bakalım...

Polonyadan döneli 2 gün olmuştu ve ben Amerika hazırlıklarına başlamıştım bile. Bir yandan stres içerisindeydim tekrar yollara düşeceğim için.... bir yandan da heyecanlıydım yeni hikayelere yelken açacağım için... Sonunda herkese veda edip yola koyuldum. Yolda başıma gelecek birşeyler mutlaka olur diyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Herşey havaalanına kaykayımı sokmamalarıyla başladı..... sonra yanıma oturan Türk kız ile yola koyulduk, güvenlik kontrolleri,parmak izleri, sorgulamalar derken sonunda Chicago'ya indim. Otobüsü kaçırmamla beraber bir diğerine binerek durumu kurtardım. Sonunda yola koyulmuştum. Madison,Wisconsin'a vardığımda önceden anlaştığım kişiler beni bulunduğum yerden aldılar ve o geçen senemi geçirdiğim, yeri geldiği özlediğim yeri geldi sıkıldığım yere gelmiştim. Wisconsin Dells. Eve geldiğimde arkadaşımla buluşup sonunda odama yerleştim. Durrrrrr başıma gelenler biter mi? Odalarımız 4 kişilik ve ben bunlardan 2 sini biliyordum ben ve geçen seneki oda arkadaşım. O daha gelmemişti tabi. Herneyse ben yerleştim ve odaya girer girmez kokuyu almıştım ve bunun nedeni için sabredin..... Dışarı yemek yemeye çıktım ve odama gelir gelmez uyumak için hazırlıklara başladım. Oda arkadaşım Jamaikalı bir kızdı. 4. ise bir Türk fakat onu daha görmemiştim. Odaya girdiğimde Jamaikalı kız odada uyuyordu. Ses yapmadan dişimi fırçalayıp odaya geldim ve pijamamı giymeye hazırlanırken kız yerinden kalktı ve bende doğal olarak onu uyandırıdığımı sanıp özür diledim fakat kız dolabının kapağını açıp arkasına geçerek, tuvaletini yapmaya başladı. Şok olmuştum. Bavulumu dolabıma iterek hemen odayı terkettim. Doğruca arkadaşım ile buluşup durumu ona anlattım ve onda kalmak istediğimi söyledim. O gün herşeyi daha gelmemiş olan oda arkadaşıma anlattım ve oda ilgili yerlere bildirdi. Sabah kalktığımda ilk işim odama gidip giyinip, konu ile ilgili konuşmaya gidecek, odamı değiştirmelerini talep edecektim. Odama girdiğimde Türk oda arkadaşımda oradaydı ve tanışıp bu konuyu konuşma fırsatımız oldu. Bana sabah güvenliklerin geldiğini kızla konuştuğunu falan söyledi sonra beraber çıkıp, ilgili kişiler ile konuşup durumu zorda olsa çözmeye çalıştık. Başta şaşırdılar duyduklarına sonra kızla konuştuklarını artık bir problem olmadığını söylediler ve biz buna karşı çıktık çünkü o odaya adım atmak bile istemiyorduk. Yalvar yakar sonunda odalarımızı değiştirecektik. O gün arkadaşım çabuk davranıp odasını değiştirmişti fakat ben yemek alışverişine gittiğimden geldiğimde kimseyi bulamamıştım. Günlerden cuma tabi..... Araya hafta sonu girdi ve pazartesiye kadar beklemek zorunda kaldım. Pazartesiye kadar arkadaşımda kalarak odayı terkettim fakat nereye gittim sizce? karşı odaya aldılar beni ahahaha. Tam taşındığım gün odaya bir İspanyol kız daha gelmişti. Diğer ikisi Tayvanlı olmak üzere 4 kişiydik odada ve odam mis gibi kokuyordu. Tabi şimdilik........ Serüvenim burada başlamıştı........

8 Eylül 2018 Cumartesi

Anlatacaklarım var

Nereden başlarım bilmiyorum.
Bugünlerde tuhaf mesajlar alıyorum. Üzüldüğüm söylenemez.. daha çok gülüyorum, çok gülüyorum.
Yazılan şeyler genelde şu an ki ilişkimle alakalı. Kimle olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. Emir benim için şu zamana kadar hayatıma giren birçok kişiden daha önemli ve değerli. Bunu sürekli göz önünde yaşamakta benim kararım. Biliyor musunuz? bu-benim-hayatım. Beni kimler çekemiyor bilemiyorum. Eskide kalan insanlar mı yoksa hala yüz yüze baktığım selamlaştığım insanlar mı? Hangisi beni daha çok üzerdi beni bilmiyorum bile.... Hayatım boyunca kırdığım birçok kişi olmuştur herkes gibi ama kimse bu tarz mesajları hak etmez, edemez. Mesajları özet geçmem gerekirse, ilişkimin sahteliğinden tutun, hayatımı nasıl yaşadığıma kadar bu insan eleştirmiş beni. Komik olan kısmı ise bu insan her seferinde bir çok sahte hesaptan bana ve Emir'e ulaşmaya çalışmış. Ben Amerika'da olmama rağmen ailemi aramaya vakit bile bulamazken bu insan o kadar işsizmiş ki zamanını benim huzurumu bozmak için değerlendirmeye karar vermiş. Cevap vermedim,vermeyeceğim. O zamanını benim huzurumu kaçırmaya adamış iken, ben Emir ile mesajlara bakıp gülmeyi tercih ediyorum :) Hakkında yazmaya layık bile değil bu tarz insanlar ama bunu kendim için not düşüyorum buraya. Değersiz insanlar için kendinizi üzmeyin asla,hele modunuzu hiç düşürmeyin. Kendinizden ödün vermeyin, yapmak istediğiniz şeyleri başkalarını düşünmeksizin yapın, pişman olmayın, anı yaşayın, değer verin, saygı duyun. Nefes alın ve şimdi geri verin. Bu hayat sizin, nasıl ve kimle yaşamak istediğinize siz karar verin. Bazı insanlar kötü ama aksine bu hayat herşeyi ile çok güzel.  YOU LIVE ONCE...

7 Eylül 2018 Cuma

Teşekkürler Polonya!

Devam....
Evet uzun zaman oldu.....
Araya giren mesafeler biraz hafızamı zedelemiş olabilir ama özet geçecek kadar hatıram mevcut hala. Emirle başlayan bu maceram hiç beklenmedik bir şekilde devam ediyordu. Uzakta yaşıyor, okuyor iseniz en büyük sıkıntınız sevdiklerinizden uzak olmanız olacaktır. Orada geçirdiğim zaman süresince beni en zorlayan şey bu olmuştu. Bildiğim tek birşey vardı ki Emir benim ailem olmuştu. Başlarda birbirimizi yeni tanıyan iki farklı yabancı olsakta zamanla birbirimizi koruyup kollayan iki insan oluvermiştik. Nereye gitsek, ne yapsak hep birbirimizi düşünerek hareket ediyorduk. Polonya o kadar çılgın bir yer ki, kampüsün içerisinde sabah 9 da içmeye başlayan öğrenciler düşünün...... Yolda çişini yapan, eğlencenin onlardan sorulduğu kuşkusuz insanlar.... Bir o kadarda soğuklar bu ayrı konu. Her hafta gittiğimiz eğlence mekanları ve partiler ile uyum sağlıyorduk Polonyaya. Birde benim yurt meselem vardı tabi. Birbirimizi kuzen diye tanıtarak yurt değişim işlerimizi kısa sürede halledip aynı yurda yerleşmiştik.... Teknik olarak Emir'in tekli odasına el koyup, onu ikili odaya şutlamıştım ama yinede beni sever kendisi...... Gelelim konunun en güzel ve sıcak kısmına. Komşularım. Gamada kalıyor iken ( eski yurt) yandaki oda arkadaşlarım ile o kadar iyi anlaşmıştım ki, ayrılmak beni aşırı üzmüştü. Bana hazırlanan kahvaltılar ve tarhana çorbalarını asla unutmayacağım. Yeni yurdumunda bana kazandırdığı komşularımı asla unutumam. Onlar hakkındada örnek verebileceğim çok şey var tabikiiiii. Mesela odalarının dağınıklığı ve benim onlara temizletme çabam, film gecelerimiz ve sabaha karşı uyumalarımız veya koridordaki cam yanı sohbetlerimiz, Avrupa turumuz, yemek pişirmelerimiz,kaytarmalarımız falan falan..... He birde sarhoş olmalarımız ,hasta olmalarımız var. Odama ıhlamurlar mı gelmedi, önüme yemekler mi getirilmedi. Buraya yazarak anlatamadığım daha birçok şey... Günler hızla geçiyordu. Festivaller,tatiller derken kendimizi derslerle boğuşuk vaziyette bulmuştuk. Bizde herşeyi başaracak güç olduğundan hepimiz bu süreci en güzel şekilde atlatıp dönemi bitirmiştik. Kimi zaman birlikte sabahladık, kimi zaman birbirimize fikir,moral verdik. Bir Erasmus ancak bu şekilde ,bu kadar güzel bir şekilde sona erebilirdi. Teşekkürler Erasmus, teşekkürler Polonya. Hayatıma bu kadar güzel insanlar soktuğun için, önümü görmemi sağladığın için. Karşıma Emir'i çıkardığın için. Onu herhangi biriyken, hayatım yaptığın için. TEŞEKKÜRLER. 

27 Şubat 2018 Salı

well, hello everyone!


Bialystok, POLAND
Amerika anılarım ile devam ettigim sonrasında Türkiye'deki kısa can sıkıcı günlerin ardından Polonyada yeni bir hayata merhaba!!!!!! En baştan başlıyorum. Yola çıkmadan daha öncesinden. Sonrasını sindire sindire anlatacağım , anlatacağım ki hiç unutmamak üzere bu satırları gömeyim buraya. Yola çıkmadan aşırı sakindim neden bilmiyorum. Ailemin arkadaşlarımın üzüntüsü bile bana acı vermiyordu sanki aslında hiç gitmeyecekmişim gibi.Haftalar öncesi başladım bavul hazırlığına Çünkü neden başlamıyım ki...... Sığmıyordu ısrarla hiçbir şeyim. Aslında umursamam gereken şeylerin özleyecek olacağım ailem ve arkadaşlarım hatta yaklaşan sorumluluklarım olması gerekirken ben götüreceğim bot sayısını düşünüyordum. Ne komik. Bazen insan anlık olarak düşünmesi gereken hissetmesi gereken şeylerin farkına varamıyor. Olsun. Gelelim sonrasında olanlara. Her şey hazır gidiyorum. Birlikte gideceğim kişiyi bile doğru dürüst tanımıyordum. Yeni bir hayata, bambaşka bir ülkeye merhaba demeye hazırım. Saat akşam 8, havaalanındayız. Yeni tanıştığım yol arkadaşımla çıktım yola. Tabi ki bavul krizi yaşadık yaşamaz olur muyuz? Neyse ki 2. bavul parası verdiğimizden elimizde çok eşya taşımayacaktık. 10:20 deki uçağımıza bindik ve anladım ki....gidiyorum.... Size biraz planımızdan bahsedeyim. Ucuza getirdiğimiz biletimiz ile birlikte bize 2 günlük yolculuk sunuldu. Evet. 2 saatlik yolu 2 günde gidecektik. İstikamet Yunanistan!. Daha uçağa binmeden, bizi uçağa götüren otobüsümüzde sesli bir şekilde dua eden abimiz bizi biraz ürküttü. Hani malum, yanlışlıkla mefta olmak istemeyiz. Sapasağlam ulaştık uçağa ama gördüğümüz uçağı tek kişilik uçaklardan falan sandık o derece küçüktü. Tamam sakinim........... Yunanistan'a inene kadar bana yapılan uçak pervanesine kuş kaçma şakalarını dinledim. Eğlendim evet itiraf ediyorum. Tamam sonrasında indik uçaktan. Merhaba Yunanistaaaan!!!!. İşte herşeyin başladığı o an. 9 saatlik duraklamamız vardı ve arkadaşımın kuzeni Yunanistan'da çalışıyordu ve planımızda merkezde onunla buluşmaktı. Gece saat 11 civarı ve bizi Merkeze götürecek olan otobüse bindik. Biletlere verdiğimiz kişi başı 12 Euro sanki azmış gibi, biletçi abimiz arkadaşımın dönüş biletini tekrar makineye okuttu..... Hani bunu yazmasam çatlardım ahahahaha. Merkezde indiğimizde, ne internetimiz vardı nede iletişim kurabileceğimiz biri. Neyse ki civarda Mc bulduk ve free wifi olanağından faydalandık. Buluşmalar ayarlandı, tanıştık, güzel ve nezih bir mekana oturup yorgunluk içkilerimizi yudumladık. Bir kaç saatliğine de olsa yollarda gezinme ve çevreyi azda olsa tanıma fırsatı yakaladık. buradan Miray'a çok teşekkür ederiiiim. Günümüzü tabiki Mc cafede sondandırdık. Orasının bende farklı bir yeri var. Fazla ürkütücü şeyler oldu hazır mısınız? İşte o an. Bir kadın ansızın gelip bana saati sordu. Evet çok normal, cevap verdim. Sonrasında kadın oturduğu yerde cama bakarak elindeki kartlar ile oynamaya ve sanki karşısında biri varmışcasına konuşmaya başladı.Kadın tepkilerini arttırdıkça bizim ilgimizi daha fazla çekiyordu çünkü kadın hayali insanlarla konuşuyordu hatta kavga ediyordu. Zaten fazlası ile yorgunduk saat gece 3 civarıydı. Kadını gördükten sonra kalkma vaktinin geldiğini anladık. Evet artık bizi havaalanına götürecek otobüse bindik. Arkadaşım tabi ki tekrar bilet aldı ve kuzeni Miray ile vedalaştık. Çok şanslı görüyorum bizi çünkü o yorgunlukla uyuyakalmadan havaalanına varabildik.Uçağımızın kalkmasına daha yaklaşık 3 saat vardı ve biz ölmüştük. Arkadaşımın tavsiyesine uyarak 2 saat uyumaya karar verdik tabi tüm bu zaman içerisinde gözlerim lenslerden kıpkırmızı olmuştu.Sonunda Varşova'ya giden uçağa adımımızı attık. Daha uçağa girmeden, taktığımız şapkalardan olsa gerek, bir güvenlik görevlisi pasaportlarımızı görmek istedi,sadece bizimkini. Sanki şüpheliyiz.....Neyse neyse geçtik o faslı. Uçuşa gelelim. Doğrusu hiçbir şey hatırlamıyoruz o yolculuğa dair çünkü uyumuşuz...... İner inmez bavullarımızı aldık ve 3 saat sonra kalkacak olan otobüse doğru yol aldık. Tabiki buraları hızlı geçeceğim çünkü o kadar çok dışarı çıkıp içeri girdik ki. Soğuktan bahsetmeyeceğim bile. ÖLÜM. Sonunda otobüse bindik. Bekle bizi Bialystok. Otobüste de bedava internet vardı ve 5 saat sürdü yaklaşık olarak. Hava gittikçe soğuyordu, dışarısının beyazlaşmasından anlıyorduk. İndiğimizde artık tek istediğimiz şey bir şeyler yiyip uyumaktı, sadece uyumak. Mentor'um Sylvia bizi indiğimiz yerlerden aldı ve yurtlarımıza götürdü. Kötü haber şu ki, ikimizde farklı yurtlardaydık. Alfa,Beta,Gamma,Delta şeklinde giden bu yurtlarda ben Gammada o ise Betada kalacaktı. Benim için yıkım oldu bu.... Emirle ayrı yurtlarda olacağımız fikri beni fazlasıyla germişti. Evet adı Emir. Polonyaya hoşgeldik. Macera başladı....Devamı gelecek.